Röportajlar

Aytaç Yalman İle Sohbet

11-10-2017
Aytaç Yalman İle Sohbet
346 gün önce

Aytaç Yalman İle Atatürk Ve Müzik Üzerine Sohbet

Değerli Paşamız Aytaç Yalman ile sohbetimize başlamadan önce kendisine birden fazla şapkası olan değerli bir büyüğümüz olarak nasıl hitap etmemiz gerektiğini sorduk. O da 49 yıl büyük özveri ile çalıştığı kuruma saygısını dile getirerek “Aytaç Paşa” dememizi istedi. Ağırlıklı olarak Atatürk ve müzik çerçevesinde gelişen biraz röportaj biraz sohbet kıvamında olan görüşmemizi sizlerin de keyifle okuyacağınızı umarız.

49 Zorlu, Başarılı Yıl Ve Müziğin Yeri  

49 yıl çok zor şartlarda, kimi zaman hudutta karların içinde, kimi zaman çöl sıcaklarında terör mücadelesi ile geçti. Ben bu zorlu dönemi müzik ile aştım. Bana müzik ruhsal ve duygusal anlamda derinlik kazandırır. İnsan müziğin erdemini ve güzelliğini içine sindirir ise her türlü zorluğu aşabilir ve yaptığı işten mutlu olur. O yüzden kendimi bir bedende yaşayan iki insan olarak tanımlıyorum. 
Ben asker bir aileden geliyorum, babam askeri hâkimdi, dedem topçu subayı idi. Kısaca bu durum benim için bir mirastı ama müzik hep hayatımda vardı.  
Kendim ile ilgili önem verdiğim bir davranış şekli konusunda da bilgi vermek istiyorum. Hayatım boyunca yaşamımda, seçimlerimde, düşüncelerimde her şeyin makulünü tercih ettim.   

Atatürk, Sanat Ve Müzik

Benim sizinle yaptığım bu söyleşim aslında beşinci söyleşidir. İlk ikisi Ankara’da görevli bulunduğum dönemde, takip eden üç söyleşi de emekli olduktan sonra yapıldı. Bu arada sayısını hatırlayamadığım kadar konferans da verdim, gazete ve dergilere çeşitli müzik yazıları yazdım. Hatta Bodrum De Marin Klasik Müzik Festivalini hayal ettim ve sekiz sene de yönettim.
Bu söyleşimizde genel anlamda konumuz Atatürk’ün sanata bakışıdır. Atatürk hakkında 100.000’den fazla kitap yazılmıştır. Ama literatürü araştırdığımızda Atatürk’ün sanata, müziğe bakışı ve Türk Müziği konusunda ne yapmak istediğine dair fazla cevap bulunamaz.   
Oysaki Atatürk’ün şöyle çok önemli bir sözü vardır:
 “Bir toplumdaki değişimin ölçüsü o toplumdaki müzikteki değişim ile anlaşılır.” 
Atatürk toplumu değiştirmek istiyordu, müzik ve sanatın bu değişiklikte önemli rol oynayacağını düşünüyordu. Aslında Atatürk’ün amacı kültür devrimi yapmaktı ve kendi döneminde sanat ve müzik adına yapması gereken her şeyi yaptı. 
Bizlerin bugüne bakarak kültür devrimini tamamlayamadığımızı, bir toplumun değişiminde ölçütlerden biri olan kültür ve sanatta Atatürk’ün başlattığı süreci maalesef yeterince devam ettiremediğimizi üzülerek söyleyebilirim. 

Atatürk Müzikte Ne Hayal Etmiştir? 

Çocukluğunda Selanik’te Halk ve Rumeli türküleri ile beslenen Atatürk,  Harp Okulu’nda farklı müzikleri, sanat müziğini tanımış, hatta koro içinde şarkı söylemiştir. Bir rivayete göre de ney üflemiştir.
Kısaca halk türkülerini söylemekten mutlu olan bir çocuk, Harp Okulu’nda sanat müziği ile hislenmiş ve ilerleyen yıllarda Türkiye’yi tanıtmak için çok sesli evrensel müziği hayata geçirmek istemiştir. 
Atatürk’ün hayalini Türk ezgilerini Batı normları ile yaratıp, nasıl evrensel bir müzik yapılabilir ve bu sayede Türkiye dış dünyaya nasıl tanıtılır diye özetleyebiliriz. 
1913’te Bulgaristan’da ataşe olduğu dönemde Varna milletvekili ile Carmen’i izleyen Atatürk; “Bu Bulgarlar çoban olmaktan opera bestelemeye ne zaman geçtiler”, diyerek hem hayalini hem de ülkesi adına özlemini dile getirmiştir. 
Atatürk evrensel müziğin önemini o dönemlerde anlamıştır. Bizim kendi ezgilerimizi, makamsal müziğimizi Batı normlarında evrensel olarak yapmak ve ülkemizi tanıtmak hep amacı olmuştur. Mevlana, Yunus, Hacı Bektaş’ın sözlerinin bu toprakların insanlarının sözleri olduğunu ve ezgilere aktarılarak evrenselleştirilmesinin mümkün olduğunu düşünmüştür. Atatürk gibi Türk Sanat Müziği’ne sevdalı birisinin toplumun değişimde sanatın her dalının, müziğin önemine inanması ve bu yolda o dönemin koşullarını zorlayarak birçok çalışmayı başlatması, günümüze aynı ölçüde ulaşamamıştır. Atatürk’ün o dönemde başlattığı Türk Beşleri gibi birçok çalışma ölümünden sonra bir süre devam etmiştir. Örneğin Harika Çocuklar onun ölümünden sonra başlatılan örnek çalışmalardandır. Bu çalışmaların yani müziğin ve sanatın topluma yaygınlaştırılması Atatürk’ün en çok arzuladığı konulardan biri idi. Bu konunun yeterince başarıldığını söyleyemeyiz. Kuşkusuz bizim dünya çapında müzisyenlerimiz, sopranolarımız müzik dehalarımız var ancak bunlar bireysel başarılardır.   

Sanat Ve İdeoloji 

Sanat, toplumların yaşam tarzlarında ve ideolojilerinde çok etkin olmuştur. Hatta ülkelerin parçalandığı ve bu değişimlerde sanatın etkin olduğu kuşkusuzdur.  
Örneğin;  Avusturya’dan İtalya’yı ayrılmasında Verdi’nin Nabucco Operası’nın özel bir rolü olmuştur. Yıllarca İtalya bunu söyleyerek duygularını yüceltmiştir.   
Daha güzel örnek Çek Cumhuriyeti’nin piyanist bestecisi Smetana’nın Vatanım Moldau Senfonisi Çek Cumhuriyeti’nin dünyada prestij kazanmasını sağlamıştır. 
Finlilerin Ruslara karşı vermiş olduğu mücadelede Sibeliusun Fillandiya Senfonisi’nin özel bir yeri vardır.   
Ruslar 2.dünya harbinde askerlerinin kahramanlık duygularının geliştirmek için özel filmler yaptırmış ve askerlerine seyrettirmişlerdir.  
Toplumların geçmişleri incelendiğinde sanatın bir toplumun değişmesinde ne kadar etkili olduğu görülmektedir.

Atatürk -Türk Ezgileri - Evrensellik

Atatürk, Türk Sanat Müziği’ni her zaman çok sevmiştir ve özellikle akşamları dostları ile bulunduğu meclislerde hem müzik sohbetleri yapmış hem de büyük bir zevk ile sanat müziğini dinlemiştir.
Müziğin belli bir bölge veya ülke ile sınırlı olmamasının en güzel örneklerinden biri de Irak bölgesine ele geçiren Büyük Selçuklular’ın Basra bölgesine yerleştirdikleri Beyat aşiretidir.  4.Murat Bağdat’ı fethettiği zaman bu aşiret içinden iyi müzik yapanları İstanbul’a getirir.  Bugün Türk Müziği’ndeki Beyatı makamı bu aşiretin yaptığı müziğin devamı niteliğindedir. 

Bu Kitabı Neden Yazdım?

Geçen sene 10 Kasım’da Büyük Kulüp’te bir konferans verdim. Orada herkes Atatürk’ün bir yönünü anlattı. Benim sanata ilgim nedeni ile Atatürk’ün sanat yönünü anlatmam istendi. Ben de müzik eşliğinde konferansı verdim ve çok ilgi gördü. Konferansın sonunda dinleyicilerin Atatürk’ün sanat ve müzik ile bağlantısını çok fazla bilmediklerini gördüm. Kendi kendime bu konuyu araştırmaya ve yazmaya karar verdim.
Müzik belli bir bölgeye, döneme ve sınıra sığmıyor. Cumhuriyet döneminde Atatürk ve müziği araştırırken, Tanzimat Dönemi’ni ve Osmanlı Dönemi’ni incelemeye başladım. Ancak Osmanlı Dönemi’nin de yeterli olmadığını gördüm. Osmanlı öncesine de giderek “5000 Yıllık Kültürümüzün Sesi Müzik” isimli kitabım ortaya çıkmış oldu. Böylece Atatürk’ün o dönemin sanatçılarına sorduğu “Bana Türk Müziği’nin kökenini anlatın” sorusunun cevabı da belli ölçüde verilmiş oldu. 

Bana Türk Müziği'nin Kökenini Bulun 

Atatürk’ün bir toplumdaki değişikliğin ölçüsü musikide yaratılan değişikliktir demiştir.  Bu cümleden olarak o dönemin müzik üstatlarından Türk Müziği’nin kökenini bulmalarını istemiştir. Ancak o günün koşullarında yeterli cevap alamamıştır. Yukarıda belirttiğim gibi bu kitabı yazmamın nedenlerinden biri de budur. O dönemde edebiyat alanında istenen bilgilere ulaşmak mümkün olmuş ama müzik ile ilgili doğru ve yeterli bilgiler Atatürk’e aktarılamamıştır.  
Benim yaptığım araştırmalarda MS 500-600 yıllarında ilk Türk Müziği’ni makamsal anlamda Mehmet Farabi’nin tambur ile örneklerinde görüyoruz.  
Hoca Ahmet Yesevi’nin görüşünde olan Alperenler, Anadolu’ya akıncı olarak gittiklerinde Tekke müziğini geliştirmişlerdir,
Bizim sanat müziğinde en etkili isimler; Safiyuddin Abdul Mümin Urmevi ve Abdul Kadir Meragi’dir. Bu zatlar 1100-1200’lü tarihlerde yaşamışlardır ve Türk Müziği’nin kuramsallaştırarak temelini oluşturmuşlardır. Müzikte Ebced notasını kullanmışlardır. Ebced notasında müzikte kullanılan her notanın Arap harfleri ile temsil edilmesidir. Özellikle Safiyuddin Urmevi, ezgileri araştırmış, tellerin özelliklerini incelemiştir. Kitabü’l–Edvar dönemin en önemli eseridir. 
Konu buraya gelmiş iken askeri müzik konusuna da temas etmek isterim.
Osmanlı Dönemi’nde Mehter Takımı Avrupa’ya yayılmış Avrupa’yı etkilemiştir. Mehter müziğinin tınılarından etkilenen yüzlerce eser bestelenmiştir. Bunların en önemlisi Mozart’ın “Saraydan Kız Kaçırma” operasıdır. Mehterin tarihsel gelişimine değinmek gerekirse, Osmanlı öncesi Hunların Tuğ takımlarından geldiği anlaşılmıştır. 
Atatürk’ün o dönemde öğrenmek istediği bilgiler bunlardır. 

Kitabımda bütün bu bilgileri bir araya getirdim. Hazırlık aşamasında 51 kitap ve doktora tezi okudum, internette makaleleri inceledim. Çok geniş bir araştırma yaptım.  Bu bilgiler Prof. Ali Uçan, Prof. Ahmet Say gibi değerli hocalarımız tarafından ayrı ayrı incelenmiş ve yazılmıştır. Bu konuyu da belirtmeden geçmek istemiyorum.   

Osmanlı Dönemi'nde Müzik

Osmanlı Dönemi’nde müzik makamsal anlamda gelişmiş, usuller yerlerine oturmuş ancak kuramsal anlamda fazla bir gelişme olmamıştır.   
Bu dönemde iki önemli isimden bahsedebiliriz:
Polonya’dan gelen Albert Bobowski,  İstanbul’da Ali Ufki adını almış, Santur Ali lakabı ile anılmıştır. Dönemin seçkin bilim insanlarından, besteci ve şairdir. Türk Klasik Müziği’ne ciddi katkılarda bulunmuştur.  
Diğer bir kişi ise Dimitri Kandemiroğlu’dur. Müziğimize kuramsal anlamda hizmetlerde bulunmuştur. Tabii ki bu dönemde Itri gibi müzisyenlerde yetişmiştir. 
Müzik kültürler arasında karşılıklı olarak hem etkilemiş hem etkilenmiştir. Türk Müziği de Altaylar’dan günümüze ulaşan ayrıca Anadolu Medeniyetleri’nden kazanılan değerler bugün icra edilen Türk Müziği’nin temelini oluşturur.

Cumhuriyet Döneminde Türk Müziği
Bu dönemde Atatürk’ün istediği:   
Özde ulusal anlayış,
Yöntem ve teknikte çağdaşlık,
Nitelikte evrensellik taşımasıdır. 
Bu konu kitapta detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Burada Atatürk’ün bir özelliğinden bahsetmek isterim. Dinlenen bir müziğin farklı kişi veya kişiler tarafından notaya alınmasını daha sonra notaya alınan bu müziğin başka bir müzik grubu tarafından çalınmasını isterdi.  Atatürk böylece her fırsatta müzisyenleri imtihan etme imkânı bulmuştur.  
Cumhuriyet döneminden güzel bir hatıra ise Muhlis Sabahattin Bey İstanbul’da operetler oynanan kumpanyası ile Eskişehir’e giderler ancak otele beş lira borçlanırlar. Atatürk’ün Eskişehir’e geldiğini öğrenen Muhlis Bey Atatürk’ten borç ister ama Atatürk’ten sadece üç lira çıkar. Atatürk yaverinden ister, ondan da bir lira çıkar ve bilahare beş liraya tamamlanan para ile otelin borcunu öderler. 
Kitapta bölümler halinde sunulan Halk Müziği, Klasik Türk Müziği ve çok sesli Klasik Batı Müziği bölümlerinde onlarca anekdot anlatılmıştır.

Aytaç Paşam, Asker olmak yerine Sanat ve Müzik ile devam etseniz ne olurdu?
Güzel bir soru, bu soruya çok muhatap oldum. Ben bunlardan birini yaşadım. Birini yaşayamadım. Silahlı kuvvetlerde bulunarak memleketime çok anlamlı hizmetler verdiğimi düşünüyorum. 
Müzik konusunda ise profesyonel anlamda olmamakla birlikte amatör bir ruh ile 56 sene değerli müzisyenlerimiz ile birlikte birçok kez beraber oldum. Librettolarını yazdığım oratoryolar, müzikaller, operalar ile birlikte müziğe de bir katkı sunduğumu düşünüyorum.

Bize Askerlik ve Müzik ile ilgili bir anınızı anlatır mısınız? 

Alman Kara Kuvvetleri’nin davetlisi olarak Bonn’da resmi bir akşam yemeğinde ev sahibimiz Alman Kara Kuvvetleri Komutanı o bölgede yetişen müzik dünyasının ünlü şahsiyetlerinden gurur ile bahsetti. Bende yaptığım cevabı konuşmada bu mümtaz şahsiyetlerin sadece o ülkeye değil tüm dünyaya mal olmuş kişiler olduklarını, aslında hepimizin takdir ve beğenisini kazandıklarından bahsettim. Ayrıca bu şahsiyetlerin eserleri konusunda ilave değerlendirmeler yapınca Alman Kara Kuvvetleri Komutanı biraz şaşkınlık ve biraz da merak ile sordu; “Sizde bütün generaller bu kadar bilgi sahibi midir?” diye. Ben de tabiî ki diye cevap verince ev sahibimizin yüzündeki şaşkınlık ifadesi görülmeye değerdi.   

Aytaç Paşam;
Atatürk ve müzik konulu sohbetimiz için çok teşekkür ederiz. Görülüyor ki bu konuda sizin güzel ve derin bilgilerinizi içeren sohbetinizi saatlerce dinleyebiliriz. “Beş bin Yıllık Kültürmüzün Sesi Müzik” isimli kitabınızı Türk Müziği’nin geçmişi ile ilgilenen herkesin okuması gerektiğini düşünüyoruz. 
Kulübümüzün Yönetiminin planladığı 10 Kasım Atatürk’ü Anma etkinliğinde kitabınızı bizler ile paylaşmanızı rica eder ve size müzik ile dolu uzun yıllar ve yeni eserler yaratacak bir ömür dileriz.